30 Ocak 2012 Pazartesi

Havuçlu Cevizli Kek

Tarifin kaynağı yine küçük sararmış bir tarif defteri. Benim yıllar önce yazdığım ama yıllardır yapmaktan sıkılmadığım ve her yaptığımda övgüler aldığım bir tarif. İç malzemelerini çeşitlendirerek
 ( havuç+elma gibi) kullanabileceğiniz gibi, içerisinde kullanılan havucu katı meyve sıkacağında sıkılan havucun posası olarak da kullanabilir, böylece o değerli posayı da çöpe dökmemiş olursunuz.



Havuçlu Cevizli Kek
Malzemeler:


  • 2 su bardağı havuç rendesi ( posası da olabilir)
  • 1 su bardağı şeker
  • 2 yumurta
  • 1 su bardağından iki parmak eksik sıvı yağ
  • 1 su bardağı dövülmüş ceviz
  • 1 çay kaşığı tarçın
  • 1 paket kabartma tozu
  • 2 su bardağı un
Hazırlanışı:
  1. Yumurta ve şekeri köpürene kadar çırpın.( bu keklerinizin daha iyi kabarmasını sağlar)
  2. Üzerine havuç rendesi ve yağı koyup, spatula yardımıyla karıştırın.
  3. Üzerine ceviz ve tarçını ekleyin.
  4. Unu ve kabartma tozunu eleyip malzemelere ekleyin ve hafifçe karıştırın.
  5. Önceden yağladığınız kek kalıbına malzemeleri dökün.
  6. Önceden ısıtılmış 180 derecelik fırına kekinizi koyup, ısıyı 160 dereceye getirin.20-20 dakika kadar pişirin.
Fırından çıkardığınız kekinizi sıcacık bir çayın yanında afiyetle yiyin. 
*Bu keki de derin dondurucu da aylarca saklayabilir, çıkarınca hiç bir işlem yapmadan 10 dakika sonra yiyebilirsiniz.
Devamı

23 Ocak 2012 Pazartesi

Nasıl Geçti Habersiz....


 O GÜZELİM 5 AY...


şarkıda da deniyor ya, nasıl geçti habersiz, o güzelim yıllarım...bunu sana uyarlıyorum imdi kızım; nasıl geçti bu 5 ay hala anlamış değilim...bugün itibariyle 6. aya girmiş durumdayız.

evet evet her ne kadar bana öyle şaşkın baksan da 6 aylık oldun. 6 aydır bizim tuhaf ama bir o kadar da güzel dünyamızda, tüm şirinliğin ve şaşkınlığınla VARsın. derlerdi de inanmazdım; doğduğun gün daha dün gibi. ama o arada geçen beş ay o kadar flu ki; her gün fotoğraflarını çekmesem inanamazdım bu 5 ayın nasıl geçtiğini...tam da bu yüzden her hafta fotoğraflamaya devam ediyorum büyümeni. sanki çekmesem fotoğraflarını, bir şeyler kaçıracakmışım gibime geliyor...sence de öyle değilmi??


Peki,ne oldu bu 5 ayda?neler olmadı ki? şimdi yanımda mışıl mışıl uyuyan bir mucizeye dönüştün. sadece uyuyan değil ama, uyanır uyanmaz bana gülümseyen( bunda her uyandığında yanında olmamın etkisi büyük) gün içinde neşeli çığlıklar atan, hatta kikirdeyen, yediğimiz yemeklerden gözünü ayıramayan( ama hala benim süte talim eden, kararlıyım, dönmem) bazen tuhaf sesler çıkaran( o kadar tuhaf ki sadece tuhaf diyebiliyorum) yüzümüzü gözümüzü yolan, babanla konuşurken dikkatle bizi dinleyen, sana şarkılar söylerken beni hayran hayran dinleyen, kızılamayacak kadar güzel ve gözlerinden akıl fışkıran bir mucizeye dönüştün...


"ne çabuk büyüdü değil mi?" 
akşamları babanla en az bir kez bu cümleyi kuruyoruz.Bundan sonra gelecek günler hakkında pek bir bilgim yok. ama tek bildiğim her gün geçtiğinde aynı cümleyi kuracak oluşumuz. büyümene bir türlü inanamayacağız herhalde; ta ki bir gün sen bize bunu söyleyinceye kadar. acaba bir gün anne ben artık büyüdüm diyecek misin? biz o günleri görebilecek miyiz? insan evladı olunca daha çok korkuyor ölümden...Bu kadar açık ve net...5. ayın bittiği bu gün çok karışık duygular içerisindeyim anlayacağın...sana baktıkça daha çok karışıyor duygularım...

bundan sonra daha değişik günler bekliyor bizi. misal bir ay sonra katı gıdalarla tanışacaksın.( ki bu süreci ayrıntılı yazma taraftarıyım) yani yemek yiyeceksin:) şimdiden kaşığını tabağını hazırlama gayreti içindeyim. her ne kadar etrafımdaki pek çok anne 4. ayda bu süreci başlattıysa da ben "ilk 6 ay SADECE anne sütü" sloganından şaşmayanlardanım. seni beslerken her zaman içgüdülerime göre hareket ettim, edeceğim. bu konuda da etrafımdaki sözleri dinledim ama hep kendi içime sineni yaptım. seni beslerken de böyle olacak. inanmazsın ama bu katı gıda konusunda o kadar çok tartışma var ki kızım anlatsam aylar geçer. ama biz bu tartışmalara çok girmeyeceğiz seninle. peki ne yapacağız? abartmadan, sıkılmadan, sıkmadan, içimize sinen her şeyi yiyeceğiz.( slingoMOM'a selam olsun)

ne diyordum; ne çok ne çabuk büyüdün kızım, prensesim...seninle katı gıda her şeyi konuşabildiğime göre epey büyüdün anlaşılan:)))
Devamı

15 Ocak 2012 Pazar

Şehriye Çorbası

Şehriye çorbasının bizim evdeki yeri ayrıdır. Özellikle kışın sofralarımızın baş tacı şehriye çorbasının diğer adı da bombalı çorbadır bizim evde. Eşim küçükken çorbanın içindeki şehriyeleri bombalara benzettiğinden bu adı vermiş:) Biz de bu geleneği devam ettiriyoruz. İşte bizim evin vazgeçilmezi şehriye çorbasının tarifi:





Şehriye Çorbası

Malzemeler:

  • 1 çay bardağı şehriye
  • 2 yemek kaşığı margarin
  • 2 domates
  • 1 tatlı kaşığı salça
    5 bardak kaynamış su
  • Nane

Yapılışı:

  1. Öncelikle domateslerin kabuğunu soyun ve rondodan geçirin.
  2. Margarini eritin ve domates püresini ekleyin.
  3. Ardından salçasını ekleyin ve özdeşleşene kadar bekleyin.
    Kaynamış suyu üzerine ekleyin.
  4. Su kaynayınca şehriyeleri ekleyin ve kısık ateşte pişirin.
  5. Şehriyeler şişmeye başlayınca altını kapatın.
  6. Üzerine nanesini atın ve dinlendirin.
Devamı

31 Aralık 2011 Cumartesi

Palmiye Kurabiye


Her alışverişe çıktığımda buzlukta dursun diye mutlaka milföy hamuru alırım ve o hamur haftalarca buzlukta bekler ve en sonunda içine peynirli harç konup börek olurdu. ta ki bu palmiye kurabiyelerin tarifini portakal ağacı'nda görene dek. bu zamana kadar kime yaptıysam bayıldı...zahmetli gibi görünen ama şaşırtıcı derecede kolay palmiye kurabiye(tatlı börek de denilebilir) tat itibairylr çocukken çok severek yediğim pudra şekerli sade böreğinin tıpkısının aynısı oluyor. hem de çok az malzemeyle:


Palmiye Kurabiye
Malzemeler:
  • 6 adet kare milföy
  • 1 su bardağı toz şeker
  • arzuya göre 1 portakalın kabuğu, rendelenmiş
Hazırlanması:
  1. Çalışma tezgahınıza bir miktar toz şeker serpin. Milföyleri şekerin üzerine yan yana dizİp birbirlerine yapıştırarak bir dikdörtgen elde edin. Kalan şekeri ve portakal kabuğu rendesini üzerlerine serpin. Merdane ile dikdörtgeni inceltin.
  2. Uzun kenarları karşılıklı içe doğru kıvırın ve ortada birleştirin. Üzerlerine hafifçe bastırın. Streçleyip buzdolabında 1 saat bekletin. 
  3. Sonra 1 parmak genişliğinde dilimleyip yağlı kağıt serili tepsiye dizin. 200C'de 10 dakika pişirin. 
Devamı

27 Aralık 2011 Salı

Peynirli Kolay Poğaça

Peynirli Poğaça evdeki her an bulunabilen malzemelerle yapılıyor ve mayalı poğaçalar gibi beklemek gerektirmediğinden çabucak ve mis gibi oluyor. hatta ben her yaptığımda iki tepsi yapıp bir tepsisini de deep freeze'e atıyorum. Aniden misafir geldiğinde çıkarıp ısıtıyorum.çok pratik oluyor...




Peynirli Kolay Poğaça
Malzemeler:


  • 3,5 su bardağı un
  • 1 yumurta akı (sarısı üzerine ayrılacak)
  • 1 su bardağı yoğurt
  • yarım çay bardağı sıvı yağ
  • 125 gram yumuşak margarin
  • 1 paket kabartma tozu
  • iç malzeme: peynir, dereotu
  • üzerine çörek otu, yumurta sarısı
Hazırlanışı:


  1. Sıvı yağ, yumurta akı ve yoğurdu karıştırma kabına alıp karıştırın. (önce sıvılar karıştırılır) 
  2. Ardından margarini ekleyin. Unu ve kabartma tozunu eleyerek malzemelere ekleyerek kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edin. 
  3. iç malzemelerimizi poğaçalarımızın içine koyup, üzerine yumurta sarısı sürüp, çörekotu serpin. 
  4. Hazırlanan poğaçaları önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında pişirin. 
*İsterseniz malzemeleri X2 yapın, bir tepsisini de derin dondurucuya atın...
Devamı

3 Aralık 2011 Cumartesi

3 Kitap Birarada!

Başlıktan da anlaşılacağı üzere bu sefer yılmayıp yorulmayıp 3 kitabı birden tanıtacağım. üçünü aynı anda paylaşmamın  sebebi hem üçünün de aynı yayın evinden çıkmış olması hem de birbiriyle bağlantılı kitaplar olması. bir de tabi ki benim üçünü de aynı anda almış olmam...

kitaplarımız Arkadaş Yayınları'na ait.aile ve bebek bakım kitapları alanında onlarca yayını olan Arkadaş Yayınları kütüphanemde de hatırı sayılır bir yere sahip diyebilirim.



Her şeyden önce paylaşacağım bu üç kitabın ortak özelliklerinden bahsedeyim. Kaynak kitap tanımlamasına uygun olacak şekilde düzenlenen bu üç kitap içerisindeki tüm bilgiler konu başlıklarına göre dosyalanmış bir şekilde okuyucuya sunuluyor. Bu dosyalanmış bölümlerin içerisindeki numaralanmış ayırıcılar ise her konuya kolayca ulaşma imkanı sağlıyor. hal böyle olunca herhangi bir konu başlığını bulmak için kitabın tümünü gzden geçirmeniz ya da içindekiler bölümüne bile bakmanıza gerek kalmıyor. böyle bir tasarım okuyucu olarak benim çok işime yaradı...


İşte bu değerli kitaplardan ilki; Anne Yelland imzalı


"Bebeğinizin İlk 18 Ayı"...



Kitap, yeni doğan bebeğinizi nasıl tutmanız gerektiğinden ona hangi oyuncakları ne zaman almanız gerektiğine kadar bebeğinizin 1,5 yaşına kadar olan sürecini özet bilgilerle akılda kalıcı bir biçimde anlatıyor.
her konunun içerisinde bulunan ayrıntılı fotoğraflar ve küçük kutular içindeki her bölümün özet bilgileri başvuru sırasında kolaylık sağlıyor.

Orjinali İngilizce olan kitap, Türkçeye çevrilirken de oldukça titiz davranılmış.  Özellikle çeviri bebek bakım kitaplarında rastlanan zor anlaşılan bir Türkçe anlatımı bu kitapta bulmak mümkün değil. üç kelime ile özetlemek gerekirse, kısa, öz ve etkileyici bir anlatıma sahip.

bebeğinizin ilk 18 ayı,  bebeğinizle ilgilenmek, bebeğinizi beslemek, bebeğiniz nasıl büyür, bebeğinizin güvenliğini sağlamak, hasta bir bebeğe bakmak ve ilk yardım olmak üzere 6 ana bölümden oluşuyor. Bu ana başlıkların alt başlığı olarak seçilen konular ise kitabı tam bir başvuru kaynağı haline getiriyor. bir bebekle geçirilecek 18 ay boyunca ne gerekiyorsa o bilgiler bu kitabın içinde var, en azından özetleri...

bebeğin temel ihtiyaçları olan beslenme, giydirme, yıkama, bez değiştirme gibi kolay görünün faaliyetlerin bile inceliklerini anlatan kitap, ilk yardım gerektiren durumlar ve o anda neler yapılması gerektiği konusundaki altın öğütlerle son buluyor. yüz sayfayı bulan kitap, tasarım ve taşıma kolaylığı içermesi ile de sürekli yanınızda taşıyabileceğiniz bir kaynak olmaya aday..

BU ÇOCUK NEDEN UYUMUYOR?

Serinin ikinci kitabı ise bebek denince akla gelen ilk konu ile ilgili bir kaynak kitap.

"Bebek ve Çocukların Uyku Sorunlarına Çözüm"...

Parents dergisinin eski yardımcı editörlerinden Heather Welford imzalı kitap, yeni annelerin sürekli tekrarladığı "Allahım bu çocuk neden uyumuyor???" sorusunun cevabı demek yanlış olmaz herhalde. ilk bölümünde bebeğinizin ilk haftalarındaki uyku sorunları ve çözümlerinden bahseden kitap, zellikle bu blümde oldukça faydalı öneriler geliştiriyor. Örneğin yeni annelerin pek çoğunun yaptığı bir hata olan bebek memede uyuduğunda doyduğunu zannetmenin yanlışlığını ayrıntılı olarak anlatıyor ve ekliyor; unutmayın memede durmak da en az beslenmek kadar ilk aylarda bir bebek için önemlidir. o yüzden ebbeğinizi doydu sanıp hemen memenizden uzaklaştırmayın...bu bölümün devamında ise altı aylıkken, 1 yaşında iken, okul öncesi dönemde çocuğunuzun uyku sorunlarına çözümler getiriliyor...

kitabın ikinci bölümü ise en az uykuya dalmak kadar önemli bir diğer sorunu inceliyor; Uyku neden bölünür? işte pek çoğumuzun bin bir zahmetle uyuttuğumuz bebeğimizin bir anda hiç uyumamış gibi gözlerini açtığı o anın neden yaşandığı anlatılıyor bu bölümde. bölümün sonunda yer alan hızlı çözümler başlığı ise yazıp bir kenara koyabileceğiniz nitelikte.

devam eden bölümlerde bebeğimizin uyumasına yardım etmek, ona iyi yani kaliteli uyuyabileceği bir ortam hazırlamak ve uyku konusunda yardım almak gibi başlıklar da aynı titizlikle inceleniyor. son olarak özel durumlar başlığı altında hiperaktivite veya evden uzaklaşma gibi durumlardaki uyku sorunlarını masaya yatıran kitap, yine içerdiği özet bilgilerle biz ebeveynlere sağlıklı bir yol çiziyor.her şeyden önemlisi bize ve çocuklarımıza sağlıklı ve kesintisiz bir uyku için denenmiş  formüller öneriyor...


Gelelim son kitaba...Bakım ve uykudan sonra beslenme konusunda da bir başvuru kaynağı olmaya aday kitabımız;


Bebek ve Çocuklar İçin Sağlıklı Beslenme...




Yine Arkadaş Yayınları tarafından dilimize kazandırılan kitap, anne sütünden sonra başlanan ilk katı gıdalardan başlayıp, yürüme çağı ve sonrasındaki çocuklarda beslenme alışkanlıklarına kadar giden bir çizgide beslenme konusunu ele alıyor.

bebekler için faydalı tarifleri içeren sütten ilk katı gıdalara bölümünde sütten kesme yöntemlerini de ayrıntılı bir biçimde anlatıp, çözümler sunan kitap bölümün sonundaki sorun giderme kısmıyla da bu dönemde oluşabilecek problemleri minimuma indirmeyi hedefliyor.

altı aylıktan bir yaşına kadar olan dönemdeki beslenme alışkanlıklarını incelediği aile öğünlerine doğru bölümünde ise kendi kendine beslenme yöntemi ve sağlıklı aile öğünleri oluşturma konusunda önerilerde bulunuyor.

bir sonraki bölüm ise 1 ila 3 yaş arasındaki çocukların beslenmesine ayrılmış. bunun sonunda ise gıdayı reddetme, aşırı yeme, sütten kesme gibi problemlerin incelendiği ek bir bölüm olan gıda davranışlarını inceleyen kitap,çoğumuzun kaygılarını had safhada tuttuğu dışarda yemek bölümüyle de nelerden kaçınıp nelere izin vermemiz gerektiği konusunu ayrıntılarıyla masaya yatırıyor...

Burada özet bilgilerini ve benim için önemli olan ayrıntılarını öne çıkardığım bu üç kitap, bence kütüphanenizde bulunması gereken yayınlar arasına girmeyi hak ediyor.Acil başvurular için düzenlenmiş ayraç bölümler içeren kitaplar, benim çok işime yaradı. örneğin; kızımın huzursuz olduğu bir gün diş konusunu merak ettim ve hemen kitabın kolayca bulabildiğim diş çıkarma bölümünü yaklaşık 5 dakikada okuyarak, çocuklarda diş çıkarma belirtilerini ve bu durumda neler yapılması gerektiğini hemencecik öğrendim.bu konuları uzun uzun anlatan kitapları da tabi ki okumalı ama bu tarz özet kitaplar da kütüphanenizde olsun derim. bunun yanında arkadaş yayınlarının anne çocuk başlığı altında yayınladığı diğer kitaplara da bir göz atın; çok iyi bir yayıncılık yaptıkları kanaatindeyim, bir de siz bakın...
Devamı

2 Aralık 2011 Cuma

Kitaplığıma Buyrun-2

Kitalığıma Buyrun köşesinin ikinci kitabı Beyaz Balina Yayınları tarafından yayınlanan Hafta Hafta Bebeğinizin İlk Yılı...





Başta da belirttiğim gibi tanıttığım kitaplarda daha çok başucu kitabım olan yayınları paylaşmaya çalışıyorum. "Hafta Hafta Bebeğinizin İlk Yılı" kitabı da bunlardan ikincisi. Gerçekten tam bir başucu kitabı, çünkü başucumdan hiç ayrılmıyor:)) Şaka bir yana sürekli bakma ihtiyacı duyduğum bir yayın desem yanlış olmaz. Tabi ki bunda içerik olarak nitelikli bir ürün olmasının çok etkisi var. "Hafta Hafta" tanımlaması üzerine internette pek çok bilgi var zaten dediğinizi duyar gibiyim...Haklısınız ben de bu bilgilerle epeyce zaman ilgilenmiştim, hala da ara ara baktığım olur ama takdir edersiniz ki bu bilgilerin bir kitapta toplanmış olması hem daha pratik hem de ayrıntılı bir biçimde öğrenmeyi sağlıyor. Hem de matbu olan her zaman daha kalıcı oluyor...
Kitap, bebeğinizin eve ilk geldiği haftadan itibaren bir yıl boyunca yaşayacağı gelişim ve değişimleri ayrıntılı olarak anlatan bir yayın. Her anlatımın başında bebeğinizin büyüklüğü ile ilgili özet bilgiler de içeren bu değerli yayın, her bölümün sonundaki "Bu haftanın kilometre taşları" isimli bölümünde de bebeğinizde o haftanın sonunda görebileceğiniz fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimleri ayrıntılı bir biçimde anlatıyor. Ben de bu kitabın bağımlısı olmuş bir anne olarak elimde kitap, kızım hangilerini gerçekleştirmiş, hangileri için daha zaman var öğrenmeye çalışıyorum. Bu noktada açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, kitabın içerisindeki bilgilerin hepsi denenmiş ve gözlemlenmiş bilgiler. Bu yüzden Her hafta bebeğiniz kitaptaki gelişimlerin aynısını yaşıyor desem yeridir. 
Ama tabi sadece gelişim üzerine bir kitap değil bu. Her bölümün içerisinde o hafta için önemli olan bir bakım ve sağlık konusu da inceleniyor. "Bebeğinizi biberonla beslemek, anne sütünün önemi, ek gıda, vitamin takviyeleri, ilk yardım, aşılar, bebek bakımı malzemeleri, evcil hayvanlar ve bebek" gibi bebeğinizin ilk yılında merak ettiğiniz onlarca konuya da çözüm buluyor, açıklama getiriyor...
Kitabın yazarları Glade B. Curtis, Judith Schuler aynı zamanda "Hafta Hafta Hamileliğiniz" kitabının da yazarları. İnternette yer alan hafta hafta hamilelik bilgilerinin çoğunun kaynağı olan bu kitap da ayrıca incelenmeli diyorum. Özellikle hamilelikte "Allah'ım karnımın içinde neler oluyor?" sorusuna gayet şaşırtıcı cevapları var bu kitapta. Deneyimle sabittir, alın okuyun derim.
Kitabın yayıncısı Beyaz Balina Yayınları ise Türkiye'de çok önemli bir misyonu başarıyla ve layıkıyla yerine getiren bir yayın evi. içerisinde yer alan kitapların hemen hepsi çocuklara yönelik yayınlar.Bunun dışındakiler ise sadece anne ve hamilelere yönelik. Yani tam anlamıyla bir çocuk kitapları yayıncılığı yapıyor Beyaz Balina. Bu arada Moby Dick hayranı olan bir kişi olarak yayın evinin ismini beni benden aldığını söylemeden edemeyeceğim. Bu zamana kadar 50 000 den fazla çocuğa ulaşmış bir yayın evinden bahsediyoruz. Aynı zamanda internet sayfası üzerinden kurduğu kitap kulübü ile de üye olan çocuklara doğum günlerinde hediye kitaplar gönderiyorlar. Daha ne olsun?  Her açıdan büyük bir eksikliği yerine getiren bir yayın evi kısaca. İyi ki varlar ve Türkiye'de yayıncılık her ne kadar zor bir iş olsa da, hep devam ederler umarım...
Hafta Hafta Bebeğinizin İlk Yılı kitabı; yeni anne olmuş ve bebeğim neler yapacak diye merak eden, onun gelişimi için yapabileceği yardımları araştıran tüm annelerin başucu kitabı olmaya aday bir yayın. Benim de kitaplığımın göz bebeği...
Keşke bunun bebeğinizin ikinci, üçüncü, dördüncü yılları diye bir serisi olsa diye düşünmeden edemiyor insan. Ama ne yapalım elimizde bu var şimdilik, yetineceğiz...
Devamı

30 Kasım 2011 Çarşamba

Kitaplığıma Buyrun...

Bu sabah uyandığımda başucumda duran ve aylardır elimden düşürmediğim bebek bakım kitaplarına baktım ve dedim ki: 


"evet sizleri anlatmalıyım"...


Kütüphanemde hamilelik öncesinde okumaktan bıkmadığım ama bebek sözcüğü hayatıma girdiğinden beri elime bile alamadığım felsefe kitaplarımın yanında duran bebek bakım ve gelişim kitapları...



Okumaya başladığım süreçte kitaplar kendi aralarında ikiye ayrıldı. Bazıları bildiklerimi tekrardan öteye gitmezken, bazıları elimden hiç düşmedi. Benim gibi arayışta olanlar olduğuna emin olduğumdan bundan böyle okuduğum ve faydasını gördüğüm görmeye de devam ettiğim bu kitapları sizlerle paylaşacağım. işte elimden düşmeyenler kategorisindeki bebek bakım kitaplarından ilki:


            DOĞAL YÖNTEMLERLE BEBEK VE ÇOCUK BAKIM ANSİKLOPEDİSİ:

Adı üzerinde doğal yöntemlerle...Kitabı ilk gördüğüm gün işte bu dedim. Sonunda bir kaynak kitap bulabilmiştim. Hamileliğimin son aylarını yaşıyordum ve internetteki bölük pörçük bilgilerden sıkılmıştım. 


Kitaplara olan aşkımdan olsa gerek, basılı olan eskilerin deyimiyle matbu olan bana her zaman daha güvenilir ve kalıcı gelir. Belki yeri değil ama sırf bu yüzden internetten gazete, makale ve tabi ki kitap okuyamam:) 


Neyse gelelim bizim ansiklopediye. Kitabın yazarı Kim Davies sağlık alanında yazdıklarıyla adından çok sözettiren bir yazar. kitabın başlığındaki doğal yöntemlerle başlığı bazılarımızı korkutabilir ama sakın korkutmasın. Burada bahsedilen doğallık öyle kaf dağının ardında bulabileceğiniz bitkilerle üreteceğiniz çözümler değil. aksine semtinizde bulunan aktarlardan kolayca elde edebileceğiniz baharatlar ve yağlarla oluşturacağınız karışımları içeriyor. tabi sadece buna yönelik de bir kitap değil. İsminden de anlaşılacağı üzere bir ansiklopedi. Ay ay bebeğinizin gelişimlerini anlatan, öneriler sunan, bebeğinizin eve ilk geldiği günden okul çağına kadar karşılaşacağınız pek çok sorunda başucu kaynağınız olabilecek bir kitap. Beslenme, uyku, giysi ve oyuncak seçimi; tuvalet eğitimi, güvenlik gibi konularda çok kafa karıştırmadan ve yormadan bilgiler veren kitap, içerisindeki bebek masajı, yogası ve bizim için egzersizleri gösteren 650'den fazla ayrıntılı fotoğraflarıyla da tam bir kaynak kitap. 


Mutlu ve sağlıklı bir çocuk nasıl yetiştirilir: beslenme, uyku, doğal terapiler, gelişimsel aşamalar, organik seçenekler, tuvalet eğitimi, ilk öğrenme, katkı maddeleri ve çevre kirliliğinden korunma, güvenlik kontrol listesi, giyim, oyuncaklar, geleneksel ve alternatif tedaviler gibi merak ettiğimiz pek çok konuda rehberlik edecek başlıklara sahip Doğal Yöntemlerle Bebek ve Çocuk Bakım Ansiklopedisi, bebeğinizi ve çocuğunuz için  hazırlayabilceğiniz leziz ve sağlıklı yemek tarifleri ile son buluyor.


Anneannelerimizin yöntemlerinin kocakarı ilacı olmaktan çıkıp, alternatif tıp teriminin artık lugatımızda yerleştiği bu günlerde bu önemli kitaba bir göz gezdirin derim. örnek olması açısından aşağıda kitaptan da bir tarif yayınlıyorum. Bu tarif özellikle doğumdan sonraki ilk iki ay boyunca sürekli tükettiğim bir çaya ait. rahim kaslarını güçlendirmesinin yanında gün boyunca süren bir canlılık veriyor. Deneyin görün derim...


Afiyet olsun:)




CANLANDIRICI ÇAY:


Baharatlı sıcak bir çay sizi canlandırıp enerji verebilir. Bu karışımın içinde, rahim kaslarının sağlıklı br şekilde daralmasını sağlayan ahududu yaprağı çayı ve geleneksel bir tonik olan ısırgan otu çayı var. günde 3 bardak tüketebilirsiniz.


3 kakule tohum zarfı
3 karanfil
5 cm tarçın çubuğu
2,5 cm. zencefil (dilimlenmiş)
3 çay kaşığı ahududu yaprağı çayı
3 çay kaşığı ısırgan otu çayı


küçük bir kabın içine 750 ml su koyup, baharatları ekleyin. kaynayıncaya kadar ısıttıktan sonra ağzını kapatıp 10 dakika daha kaynatın. 10 dakika boyunca da demlenmesi için bekledikten sonra her zaman sıcak kalması için bir termosun içine süzün ve istediğiniz zaman için. 

Devamı

29 Kasım 2011 Salı

İlk Üç Ay Kulan(A)madıklarım...

Bebek alışverişi konusunda yapılan pek çok araştırma özellikle ilk çocukları olan ailelerin yaptıkları alışverişin normalden ve olması gerekenden kat be kat fazla olduğunu ortaya koyuyormuş. Biz de alışveriş yaptığımız dükkanlardaki satıcıların tuzağına düştük desem yalan olmaz herhalde. Çünkü sorulmaması gereken soruyu sormuştuk: "bebek bekliyoruz.Sizce neler gerekli?" işte bu sorudan sonra dükkandan gereksiz bir çok poşetle çıkmak işten bile değil.

bizim yaşadığımızı yaşamamanız için bir de gerekli olmayanlar listesi hazırladım. Liste şimdilik biraz kısa ama ileriki aylar için bile o kadar çok şey aldık ki, emin olun onları da yazacağım. sizin de ilk 3 ay için gerekli olmayanlar listenizi aşağıdaki yorum bölümünde paylaşırsanız sevinirim...



BABY JEM MAGIC CUP:
bebeği yıkarken gözünün yanmasını engelleyen bu yıkama tası ileriki aylarda belki lazım olabilir ama ilk üç ay oldukça gereksiz bir ürün. yıkamayı zorlaştırmaktan başka bir işe yaramıyor..

EMZİRME SÜTYENİ:
üç dört tane almama rağmen giydiğimde hem psikolojik olarak kendimi kötü hissetmeme neden oldu( zaten hamilelik sonrası kilolar oldukça can sıkıcı bir de penye bir sütyen giymek bunalıma sokuyordu) hemde emzirirken pek kolaylık sağlamadı bana. Belki sadece bende böyledir bilmiyorum ama ben ilk aylarda moralinizi düzeltmeniz için daha cicili bicili ve estetik sütyenler almanızı öneririm:)

ELDİVEN:
bebek eldivenleri dünyanın en kullanışsız ve gereksiz ürünleri bence. Anneannemiz bir düzine almasına rağmen pek kullanmadık. bebeği kısıtlaması da cabası...

AYAKKABI:
yürümeyen bir bebeğe ayakkabı alınır mı? almayın. paranızı da sokağa atmayın...


BANYO TERMOMETRESİ:
dirseğimiz ne güne duruyor. hem ölçmesi daha kolay. termometre ile kendimi deney yapıyor gibi hissediyordum:)

SİPERLİK: sevgili siperlik suyun bebeğimin yüzüne gelmesini engelliyorsun tamam da bebeğimin seni bir türlü sevmemesine ne demeli? ne yapsın çocuk kendini uzaylı gibi hissediyordu seni takınca:)

KANGURU:
ilk aylarda binbir hevesle aldığınız kangurular eğer çok kaliteli ve kapsamlı değilse ilk üç boyunca kullanamazsınız. hele bir de boyun desteği yoksa sakın ama sakın kullanmayın.sling alın rahat edin derim ben. Piyasadaki ucuz ve bir o kadar tehlikeli kangurular ne zaman toplatılacak çok merak etmekteyim...
Devamı

28 Kasım 2011 Pazartesi

İlk Üç Ay Kullandığım Ürünler

Böyle bir paylaşıma karar vermemin nedenini hamileliğime dek götürebiliriz sanırım. minik toştoşum Zeynep Naz'a hamile iken araştırmaya başlamıştım ilk aylarda neler gerekli olur diye. Ancak internette bu konuda pek de bir şey bulduğumu söyleyemem. Bulduklarım markaların gereksiz reklamlarından öteye geçmiyordu.

Ta ki Elif'in (Blogcu Anne) yazısına rastlayana dek. Hamileliğim boyunca her gün bakmayı o günden sonra alışkanlık haline getirdiğim Blogcu Anne çok güzel bir liste yapmıştı. Hatta liste o kadar ayrıntılıydı ki iki bebeği için ayrı ayrı listeler yapmıştı Elif Ki çok haklıydı. Bir bebeğinde işine yaramayan ürünlerin öbüründe oldukça işine yaradığından bahsediyordu. başka bir ilk üç ay listesine geçenlerde Devletşah'ın sitesinde de rastladım. Ki bence onun listesi de oldukça işe yarar.


işte böylesine bir hafiyelikten sonra ben de araştırdıklarım sonucunda alışveriş yapıp, minik kızımın odasını ve eşyalarını tamamladım. peki bunlardan hangileri işime yaradı, hangileri kenarda hiç kullanılmadan bekledi? her annenin böylesi paylaşımları yapması gerektiğine inanarak işe yarayanları aşağıda paylaşıyorum efendim...eğer eklemek istedikleriniz olursa aşağıdaki yorum bölümünü kullanabilirsiniz....

OLMAZSA OLMAZLAR



ÇIT ÇITLI BODY MUCİZESİ:
bu başlığın altına yüzlerce kez çıt çıtlı bodyler yazsam yanlış olmaz herhalde. bunları o kadar çok kullandık ki...askılılarını, kısa kollularını, uzun kollularını. hamileliğinin son aylarını yaşayan tüm annelere önerim bu badylerden olabildiğince çok biriktirmeleri. çünkü sadece ilk üç içinde değil sonrasında da bıkmadan usanmadan kullanacaksınız...


BATTANİYE: 
Marka belirtmeden battaniye konusunda organik olanları tercih etmenizi öneriyorum. özellikle de bakteri barındırmayan battaniyeler ilk aylarda bizim içimizi çok rahatlattı.

BORNOZ MU HAVLU MU?
 Sorusuna ilk üç ayda vereceğim yanıt tabi ki havlu olacak. çünkü aldığımız bornozu geçtiğimiz üç ay için de bir kere bile kullanmadık. bunun en büyük nedeni ise bornozun kollarını banyo sonrasında eli ayağı durmayan bebişinize bir türlü giydirememeniz olabilir mi acaba:))
havlu ise oldukça kullanışlı oluyor. dikkat etmeniz gereken tek şey havlunun bebeğin başının girebileceği bir cebinin olması. bunun için de marka belirtmeyeceğim. herkes bütçesine uygun olanı bulabilir diye düşünüyorum.

BEBEK YAĞI:
Yine herkes bütçesine göre uygun bir marka bulur diye düşünüyorum. Ancak bebek yağı bizim olmazsa olmazımızdı. özellikle de masaj seanslarımızda çok faydalandık. Ben ilk üç boyunca doğal olduğu için BUBCHEN marka bebek yağı kullandım ve çok memnun kaldım.

ŞAMPUAN: 
İlk iki ay yine BUBCHEN'in şampuanını tercih ettik. Şimdilerde ise NIVEA'nın saç ve vücut şampuanını kullanmaktayız. Bu konudaki tavsiyem bilinen markalardan şaşmamanız.


BEBEK SÜTÜ:
 Bu ürünü o kadar çok sevdim ve kullandım ki...Yine markamız BUBCHEN idi. iKi diğer markalarda bu ürüne rastlayamadım.( Chicco, Nivea) Kokusu ve nemlendirme özelliği çok iyi olan bu ürünü doğal olması artısını da ekleyerek herkese öneriyorum.

PİŞİK KREMİ: 
BUBCHEN'i set olarak aldığımız için ilk ay onun pişik kremini kullandık. Ama bebişimin poposuna pek yaramadı ve ben de içeriğindeki çinko oksiti de hesaba katarak NIVEA PİŞİK KREMİ ni kullanmaya başladım. İki aydır çok memnunuz ve bundan sonra da devam ederim diye düşünüyorum.Ancak burada belirtmem gerekir ki pişiğin pek çok sebebi olabiliyor. Bebeğin cildinin hassas olması bunlardan sadece bir tanesi. Siz siz olun bebeğinizin altını her uyandığında değiştirin ve ıslak mendilleri olabildiğince az kullanın. Eğer benim gibi gününüz genelde evde geçiyorsa; ılık su ve pamuk işinizi fazlasıyla görecektir.Her ne kadar zamane anneleri olsak da bazı konularda annelerimizin yolundan gitmek gerekir:))

SABUN:
İlk çıktığında denemek için aldığım KOMİLİ BEBE SABUNU'nu hala güvenle kullanıyorum.

BEBEK BEZİ:
Bu konuda da oldukça farklı tercihler olduğunu biliyorum. Ben de pek çok bezi denedikten sonra özellikle emiciliği ve yumuşaklığından dolayı PRIMA AKTİF BEBEK bezini tercih ettim. Zeynep şimdi 3 aylık ve geceleri tek bir bezle geçirebiliyor.

ISLAK MENDİL:
Başta da belirttiğim gibi pek ıslak mendil taraftarı değilim ama ille de kullanacaksanız veya dışarıda kullanmak için soruyorsanız ben yedekte hep HUGGIES BANYO FERAHLIĞI'nı bulundurdum. Dışarıya çıktığımızda da ondan kullandım. Memnun da kaldım:)

EMZİK: 
Dünya bu plastiğin etrafında dönüyor bence:) Aman allahım ne belalı işmiş emzik bulmak bulduğunu minnoşuna beğendirmek.Bu konu ne paraya bakıyor ne de markaya. önemli olan bebeğin beğenmesi. Bizimki orta sınıf bir ailenin ferdi olarak BEBE D'OR emziği bir tuttu bir daha bırakmadı:)

EMZİK KUTUSU:
 Emzikle ayrılmaz bir ikili oluşturuyorlar. Ben NUK marka emzik kutusu kullandım. Hepsi aynı ii görüyor ama...

AĞIZ MENDİLİ:
50, 100, 200 ne kadar istiyorsanız alın. hepsini kullanacaksınız emin olun:)

DİĞERLERİ:


PUSET; BABY 2 GO PROTON:

Bir bebek arabasının elzem bir ihtiyaç olduğunu ilk üç ayda öğrenmiş bulunmaktayım. Ama eğer siz de ilk aylarda bebek arabası kullanmak istiyorsanız ve bizim gibi gezmeyi çok seviyorsanız bazı özelliklere dikkat ederek bebek arabanızı almanızı öneririm. iBiz bunlara uygun olarak hareket ettik ve bütçemize uygun olan BABY 2 GO markasının PROTON isimli ürününü seçtik ve çooooooooooooooook memnunuz...

zira o kadar çok marka ve çeşit var ki...

her şeyden önce hafif bir bebek arabası seçin
açması ve kapaması tek elle olabilen ve tek hareketle açıp kapayabileceğiniz bir araba olsun
tam yatabilen özellikli olması çok işinize yarayacak. hele ki ilk iki ay...
tekerleklerinin küçük ama 360 derece dönebilmesine dikkat edin( sürüş kolaylığı için)
rüzgarlık ve yağmurluk aksesuarları olmasına dikkat edin
alt filesinin geniş olması kullanım kolaylığı sağlıyor ama bunu dışardan ekleyeceğiniz bir araba filesi ile de sağlayabilirsiniz..



GÖĞÜS PEDİ: 
emzirdiğiniz sürece göğüs pedleri hayatınızda olacak. Bu yüzden onlara alışmaya bakın. ben LANSINOH göğüs pedi kullandım ve bir daha da bırakamadım. hem ince oluşu hem de emiciliği ile bence çok kullanışlı.

PARK YATAK: 
hamileliğim sırasında beşik mi park yatak mı? diye çok araştırmış ve park yatakta karar kılmıştım. iyiki de öyle yapmışım. güzelliği ve şirinliğiyle aklınızı başınızdan alan beşikler iki ay sonra kullanılmamaya başlanıyor çünkü. ama park yatağı bebeğiniz iki yaşına gelene kadar kullanabilirsiniz. hatta sonrasıında da çocuğunuzun içinde oynayabileceği bir oyun alanı haline getirebilirsiniz. Katlanarak küçük bir çanta içine girebilmesi ve hafifliği de cabası tabi...

EMZİRME SANDALYESİ:
hep duyardım emzirirken sallanabilen ve ayak destekli bir sandalyeniz olsun diye...Ben ayrıca bir sandalye almadım. Okuma sandalyesi olarak kullandığım sallanan sandalyemi emzirirken de kullandım. İnsanı çok rahatlatan bu emzirme deneyimini herkese öneriyorum.

ANA KUCAĞI:
Zeynep hala üstünden kalkmıyor. Bir iki ay daha kullanırız herhalde...

GÖĞÜS KREMİ: 
şunu hemen baştan söyleyeyim; ilk aylar göğüslerinizin başında oluşan yaraları engellemenin kesin bir yolu yok.ama tabi zararı en aza indirmekte sizin elinizde. ben hamileliğimin son ayında LANSINOH'un göğüs ucu kremini kullanmaya başladım ve emzirdiğim ilk iki ay boyunca da sürekli kullandım. daha az zararla atlattığımı söyleyebilirim.

BAKIM SETİ: içerisinde bebek tırnak makası, konak tarağı, fırça tarak, dişler için parmak diş fırçası, burun aspiratörü olan SEVİ BEBE marka seti aldık. Çok işimize yaradı...

KÜVET:
her ne kadar bebek bakımı ile ilgili bazı çeviri kitaplarda bebeğinizi ilk aylarda mutfak lavabosunda yıkayabileceğiniz söylense de bu biz Türkler için pek matah bir öneri değil. siz de her ebeveyn gibibebeğinizi yıkamak için bir küvet alacaksınız. Bu noktada önerim sadece ilk aylara yönelik olmayan en azından iki yaşına kadar kullanabileceğiniz büyük bir küvet alıp hem işlevsel hem de ekonomik davranmanız.

KÜVET FİLESİ:
Biz büyük bir küvet aldığımız için fileyi de ona göre büyük aldık. SEVİ BEBE marka küvet filesi gayet kullanışlı ve ekonomik. İçinde küçük strafor parçaları olduğundan çok rahat ve küvetin tabanına yapışabilme özelliği ile sonraki aylarda da kullanabilirsiniz.

OYUN MİNDERİ( PLAY GRO):
Bu oyun minderini aldığıma her gün dua ediyorum desem yeridir. Piyasadaki pek çok oyun minderine göre oldukça ekonomik olan bu ürün, içindeki oyuncakların ayrı ayrı kullanılabilmesi seçeneği ile de çok kullanışlı. İçerisinde ilk aylarda ihtiyacınız olan çıngırak, plastik halkalar, kırılmaz aynası da mevcut. İyi ki almışım...

DÖNENCE( TINY LOVE): 
Dönence almaya ilk karar verdiğimde etrafımdakiler; "Amaaan abartma sende iki aylık çocuk ne anlar dönenceden demişlerdi. Şimdi kızımın uykuya dalmadan önce dönencesi ile aşkını bir videoya çekip bunu söyleyen insanlara izletmek istiyorum.Ancak dönence alırken çok karmaşık olmayan basit olanlarını tercih etmenizi öneriririm. TINY LOVE!ın bizim aldığımız dönencesi gayet basit ve bebeklerin çok hoşuna gidiyor. Dönencesine bakarak uykuya dalan bebeği izlemek ise paha biçilemez:)

SLİNG: 
İkinci aydan itibaren kısa yürüyüşlerimizi slingle yaptık. (tabi ki yata pozisyonda) şimdi havalar soğuduğu için dikey şekilde taşımayı deneyemediysem de SLING iyidir diyorum. Alın kullanın...

ANNE ÇANTASI: 
İşte benim kurtarıcım. Uzak yolculukların, akşam gezmelerinin emektar çantası. İki ayrı çanta taşımak istemiyorsanız şöyle kapsamlı ama şık bir anne çantası alın derim ben. İçinde alt değiştime minderi ve biberonlar için sıcak tutma bölmelerinin olmasına da dikkat edin, pişman olmazsınız

Devamı
Tema resimleri Ollustrator tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.

© 2011 Zeynep Ceylan, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena | Türkçeleştiren: Furkan Özden